Hakkımda
“Şehzadeler Şehri” diye anılan Amasya’da 29 Temmuz 1975 tarihinde Dünya’ya ayak bastım. Ortasından Yeşilırmak geçen bu şirin Karadeniz ili büyüyüp gelişip eğitimimin büyük bir bölümünü tamamladığım yer olarak hayat defterime kaydedilecek.
Hayat hakkındaki ilk eğitimi ailemden aldıktan sonra bireysel yeteneklerimi artırmak ve sosyal ilişkilerimi güçlendirmek adına anaokulu ihtisasıma başladım. Güzel arkadaşlık ilişkileri kurduğum bu ortamda kendimi geliştirmek adına epey zamanım geçti.
Her zaman insanın kendini geliştirmesi gerektiğine inandım ve erken yaşlarımdan itibaren bunu kendime bir yaşam biçimi haline getirdim. Yüksek bir merak ve çalışma azminin insana birçok değer kattığını ileriki yaşlarımda çok daha iyi anladım.
Bizim zamanımızda eğitim bölümlenmesi, ilkokul – ortaokul – lise – üniversite şeklindeydi. İlkokul eğitimimin ilk iki yılını Amasya Zübeyde Hanım Üçler İlkokulunda tamamladım. Sonradan ailemin oturduğu semti değiştirmesi sebebiyle son üç sınıfı Amasya Ziya Paşa İlkokulunda bitirdim. Özellikle ilkokul diyorum çünkü o zaman öyleydi, sonradan sekiz yıllık ilköğretim haline geldi. Her iki okulda da birbirinden değerli öğretmenlerim oldu. Hepsine emekleri için çok teşekkür ediyorum.
Bizim zamanımızda dört aşamalı eğitim vardı demiştim bu sebeple ilkokuldan yani 5. sınıftan sonra “Anadolu Lisesi” sınavlarına girdim ve aslında yaş itibariyle ne yaptığımı da tam olarak anlamadan, şehrin tek “Anadolu Lisesi”ni kazandım. Bu okul, hayatım boyunca unutamayacağım anılarımla dolu “Amasya Anadolu Lisesi”
Herkesin lise hayatı mutlaka çok özeldir; ancak benim tüm hayatıma yön veren bir eğitim aşaması olduğu için bu okul, hayatımda ayrı bir öneme sahip. Umarım herkes benim gibi dolu dolu ve verimli bir lise hayatı yaşar. Üzerimde hakkı olan tüm öğretmenlerime çok teşekkürler.
Lise son sınıfta (çok saçma aslında ama) ortalamalarımıza ve üniversite sınavında alacağımız puana katkısı sebebiyle ben ve daha birçok arkadaşım çok sevdiğimiz okulumuzu bırakıp Amasya Lisesine geçtik.
Sıkı ve disiplinli bir hazırlık sayesinde o dönem için yaşamayı arzuladığım şehirlerinden biri olan İzmir’de okumaya hak kazandım. Burası halen Türkiye’nin en yüksek puanlı Edebiyat Öğretmenliğinin olduğu İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği. Şimdi aynı bölüm anabilim dalı olarak adlandırılmış.
Günümüzde bireysel ve bencil yaşam tarzı bir değer olarak görünmesine karşın hâlâ ailenin, toplumun en önemli kurumu olduğunu düşünüyorum. Mutlu bir aile birçok insana tahmin edemeyeceği kadar büyük bir enerji verebilir ki ben de öyle yapıyorum. En büyük enerji kaynağım eşim ve oğlum.
Her ne kadar sektörlerimiz ve işimiz tamamen farklı olsa da hayatta hiç tereddüt etmeden güvenebileceğiniz, siz olmasanız bile sizi siz gibi temsil edecek insanlara ve dostlara ihtiyaç duyarsınız. İşte öyle bir insan; arkadaşım, dostum her şeyden önemlisi kardeşim. İyi ki varsın.
Gülüşüyle etrafına mutluluk saçan, her sözüyle umut dağıtan, hayatı sevmemi sağlayan, hayatımın her evresinde bana destek olan, sevgiyi öğreten, ilk aşkım, dünyalar tatlısı, hiçbir sözcükle ona karşı duyduğum sevgiyi yeterince anlatamayacağım, annem.

