Öğrenciler için…
Sevgili öğrenciler; sizler gibi ben de öğrenciydim. Tıpkı sizler gibi öğrenciliğin zorluklarını yaşadım, tıpkı sizler gibi güzelliklerini tattım. Öğrenciliğin ne demek olduğunu hâlâ hatırlayanlardan biriyim. Bunu özellikler belirtmek istedim, çünkü zaman geçtikçe, hele bir de öğretmenseniz, maalesef en çabuk unuttuğunuz öğrencilik hayatınız oluyor.
Halbuki, neredeyse hayat boyu anlatacağımız anılarımızın yaşandığı yıllardır öğrencilik hayatımız. İnsanın hafızasında öyle bir yer edinir ki bir daha kazındığı o yerden kolay kolay hiç çıkmaz. Tabii öğrenciyken insan, içinde bulunduğu o kıymetli günlerin pek farkında olamıyor. Umarım sizler farkındasınızdır, eğer değilseniz artık farkına varsanız iyi olur; çünkü zaman düşündüğünüzden çok daha hızlı ilerliyor.
Öğrencilikte farkında olunması gereken konuların bir diğeri de zamanın etkin ve verimli kullanılmasıdır. İnsan vücudunda her şey belirli bir program dahilinde çalışır. Vücudun öyle bir düzeni vardır ki normal şartlar altında bu düzen en iyi performansı verecek şekilde işler. Fiziksel olarak bu düzenin işleyişini tabii ki beynimiz düzenler. İşte, tek yapmamız gereken, bu fizyolojik düzenin benzerini ruhsal dünyamıza ve çalışma hayatımıza uyarlamaktır.
Verimli çalışma = Yeterince çalışma
Verimli çalışma, çok çalışma anlamına gelmez. Verimli çalışma, kişinin algılayış düzeyine göre yeterince çalışmadır. Sizlerin de bildiği gibi hepimizin bir bilgiyi algılayış ve işleyiş süreleri farklıdır. Öyleyse, kendimizde ilk dikkat etmemiz gereken konu, algılayış süremiz ve hızımızdır. Unutmamalıyız ki hepimiz birtakım özelliklerle dünyaya geliriz ve bunları da zaman içinde kullanırız. Kullandığımız özelliklerimiz zamanla gelişir ve özel yeteneklerimiz haline gelir. Kullanmadıklarımız ise zamanla körelebilir. Bilgiyi algılamak, kullanmak ve işlemek de böyle bir olaydır. Bu sebeple kendimizi değerlendirirken, diğer insanlarla karşılaştırma yaparken çok dikkatli olmalıyız. Hele ki karşılaştırma yapılan konu, derslerdeki başarı durumu ise bu dikkati bir kat daha artırmalıyız. Aslında tüm mesele eksiklerimizi başkalarıyla kıyaslamadan bulup çıkarabilmektir. Bunu başarabilmek için öncelikle kendimize karşı dürüst olmalıyız. Sonra sabırla kendi kendimizi değerlendirebilmeliyiz. Unutmayın eğer bir soruyla karşı karşıya kaldığınızda, çözüme ulaşmakta yeterli olmadığınızı bir an bile düşünüyorsanız, emin olun, o konuda büyük ihtimalle yeterli değilsinizdir. Yani, gerçeği ilk önce kendimize itiraf etmeliyiz sonra eksiklerimizi en iyi şekilde görmeliyiz, son olarak da eksik gördüğümüz ne kadar bilgimiz varsa tamamlamalıyız.