Kategoriler

Başlıklar

Yorumlar

Atatürk ve Türkçe



Ulu Önder Atatürk; modern Türkiye’nin mimarı, günümüzün ve geleceğimizin teminatı Cumhuriyetimizin kurucusu; hayatımızın her anını mutlu ve güvende geçirmemizi sağlayan ilkelerin ve ideallerinle büyük milletinin hafızasında sonsuza kadar yaşatılacaksın.

Geçmişiyle, bugünüyle en köklü milletlerden olan Türk Milleti, tarihin her döneminde dünya sahnesinde tüm görkemiyle yer almayı başarabilmiş, ender milletlerden biri olmuştur. Derin kültürel birikimi, sarsılmaz kimlik bilinci ve binlerce yıllık diliyle günümüze kadar eşi benzeri olamayacak hazinelerle gelmiş ve bunları kurduğu devletler ve imparatorluklarla tüm dünyanın hizmetine sunmuştur.

Büyüklü küçüklü onlarca devlet kurmuş olan Türk Milleti, binlerce yıldır dilinin özünü koruyabilmiştir. Bu öze son şeklini verense Atatürk olmuştur. Halkının eğitim düzeyini artırmak, daha rahat anlaşılır bir bilim oluşturmak amacıyla 1 Kasım 1928 tarihinde Harf İnkılâbını gerçekleştirmiş ve daha birçok yeniliği halkına armağan etmiştir. Latin alfabesinden önce sırasıyla Göktürk, Uygur, Kiril ve Arap alfabeleri kullanılmıştır.

“Vatandaşlar, yeni Türk harflerini çabuk öğreniniz… Bütün millete, köylüye, çobana, hamala, sandalcıya öğretiniz. Bunu bir yurtseverlik ve milliyetçilik görevi biliniz”, diyen Mustafa Kemal, sözlerine şöyle devam etmiştir:

“Bu vazifeyi yaparken düşününüz ki, bir milletin, bir heyet-i içtimaiyenin yüzde onu, yirmisi okuma yazma bilir, yüzde sekseni, doksanı bilmezse bu ayıptır. Bundan insan olanların utanması lazımdır. Bu millet utanmak için yaratılmış bir millet değildir. İftihar etmek için yaratılmış, tarihini iftiharla doldurmuş bir millettir. Fakat milletin yüzde sekseni okuma yazma bilmiyorsa, bu hata bizim değildir. Türk’ün seciyesini anlamayarak kafasını bir takım zincirlerle saranlarındır. Artık mazinin hatalarını kökünden temizlemek zamanındayız. Hataları tashih edeceğiz. Bu hataların tashih olunmasında bütün vatandaşların faaliyetini isterim. En nihayet bir sene içinde bütün Türk heyet-i içtimaiyesi yeni harfleri öğrenecektir. Milletimiz yazısıyla, kafasıyla, bütün medeni dünyanın yanında olduğunu gösterecektir.”

Dil meselesi, Atatürk için her zaman ilk mesele olmuştur; çünkü bilmektedir ki bir milletin varlığı ancak sahip olduğu dilin yaşamasıyla mümkündür. Yaşayan dil, yaşayan millet; gelişen ve kuvvetlenen dil, güçlenen millet demektir.

“Türk demek dil demektir. Milliyetin çok bariz özelliklerinden birisi dildir. Türk Milletindenim diyen insanlar her şeyden önce ve mutlaka Türkçe konuşmalıdır. Türkçe konuşmayan bir insan Türk kültürüne, halkına dahil olduğunu iddia ederse buna inanmak doğru olmaz.”

En alt yaşlardan itibaren Türkçenin ne derece zengin bir dil olduğu çocuklarımıza öğretilmelidir. Bilinmelidir ki Türkçe dünya tarihinin en eski dillerinden biridir. En eski yazılı kaynağı  8. yy. da taşlara yazılmış olan Orhun Abideleri ya da diğer adıyla Göktürk Yazıtları olsa da yazılı olmayan dilin geçmişi çok eskilere dayanmaktadır. Atatürk de her fırsatta bu konu üzerine görüşlerini dile getirmiştir.

Türk dili, dillerin en zenginlerindendir. Yeter ki bu dil şuurla işlensin.”

Dili iyi kullanmak demek aynı zamanda iyi konuşmak demektir. İyi bir konuşmacı her zaman toplumca dinlenen kişi olmaktır. Türkçeyi ne kadar iyi kullanırsak toplumda o derece sayılan ve sevilen biri olabiliriz.

Atatürk çok iyi bir konuşmacıydı ve Türkçeyi çok iyi konuşuyordu. Bu sebeple okullarda öğrencilere özellikle doğru bir Türkçeyle konuşma ve yazma öğretilmelidir, diyordu. Bu konuda çok haklıdır, çünkü doğru ve akılcı bir düşünce ancak düzgün bir Türkçe ile hayat bulabilir. Doğru aktarılmayan düşünceler yanlış anlamalara yol açabilir.

Atatürk’ün bizler için yaptıkları sadece cumhuriyeti kurmak ve düzenlemeler yapmak değildi. Dilimizin üzerine araştırmalar yapmak ve onu dünyaya tanıtmak da onun en büyük çalışmaları arasındaydı. Dilimizin tarihi gelişimini inceletmek üzere görevlendirdiği kişiler ve kurumlar vardı.

Türk Dil Kurumu bu tip araştırmaları yapmak ve yayınlamak üzere kurulmuş bir kurumdur. Bu kurumla ilgili ayrıntılı bilgiye daha sonraki bölümlerde ulaşabilirsiniz. Türkçe üzerine araştırma yapmak üzere görevlendirdiği kişilerden biri de Tahsin Mayatepek’ti. En eski dillerle Türkçenin yakınlığını keşfetmek amacıyla Meksika Ateşeliğiyle görevlendirilen Mayatepek Atatürk’e bu konuyla ilgili birçok belge ve rapor göndermiştir. Eski uygarlıklarla ilgili birçok kanıt bulan araştırmacı Amerikalı subay James Churchward’ın 50 yıllık araştırmalarından faydalanan Mayatepek’in gönderdiği raporlar, dünya dil tarihini etkileyecek ölçüde önemlidir. Bu belge ve raporlar halen Anıtkabir kitaplığında ve TDK kitaplığında bulunmaktadır. Bu raporları okumak isterseniz tıklayınız.

Rapor1Rapor2Rapor3Rapor4Rapor5

Sayfa: 1 2 3